Karl-Friedrich Scheufele’yi Chopard’ın başındaki isim olarak tanıyabilirsiniz, ancak kendisinin ne kadar idealist bir karakter olduğunu anlamak için L.U.C 1860’ın hikayesine aşina olmanız gerekebilir. Scheufele, Chopard’ın tam anlamıyla bir manüfaktūr olmasını hayal ediyordu, kendi mekanizmalarını, kasalarını üreten bir tesise sahip olmanın hayalini kuruyordu. Fleurier’de küçük çapta bir atölye kiralayarak ilk adımı attı, ardından ailesini manüfaktür yatırımı için ikna etmesi gerekiyordu, farklı üreticilerden kalibre almak yerine mekanizma üretmenin önemini onlara açıklamalıydı. Bundan sonra sıfırdan bir saat yapmanın zorluklarıyla bizzat yüzleşmesi gerektiğini fark etti, Karl-Friedrich Scheufele, manüfaktür kalibreye sahip bir Chopard’ın üretiminde sabırlı olmayı öğrenmişti. Üretim sürecinin sıfırdan başlayarak nasıl kurgulanacağını keşfetti, Chopard gibi tarihi bir maison’u adım adım yüksek saatçiliğe entegre etmeyi başardı. Ve bu hikayenin iki başrolü vardı; biri Karl-Friedrich Scheu fele, diğeri ise L.U.C 1860. Model yüksek saatçiliğin kapılarını Chopard’a açan karak terdi, 1996’da üretilen kalibresi mekanik bir başyapıttı, 1997’de satışa hazır olan saat ise manüfaktürün izdüşümüydü.

Bu bölümdeki yazılar ve görseller 11-27 Mayıs 2017 de Sanatçı Güneş Engin ve Kuratör Beran Toksöz ICONS isimli sergisi için Lup Medya, QP Dergisi, Türker Sanat Galerisi, Privee PR, Difo Lab ve JetPost tarafından hazırlanan bir katalogdan alınmıştır… Eserlerin tüm telif hakları Lup Medya ya aittir…”

Leave a comment